to'lu mastar - sıfat görevi (to'lu mastar + ilgeç)
to'lu mastarın adı arkadan nitelediği sıfatsı kullanımda, nitelenen ad özgün tümcede ilgecin nesnesiyse o ilgeç to'lu mastardan sonra mutlaka bırakılmalıdır.
Açıklama
to'lu mastarın adı arkadan nitelediği sıfatsı kullanımda, nitelenen ad özgün tümcede ilgecin nesnesiyse o ilgeç to'lu mastardan sonra mutlaka bırakılmalıdır. a house to live in, a friend to talk to örneklerindeki gibi ilgecin tümcenin sonunda kalması bu ünitenin özüdür.
A. Kavram — ad, ilgecin nesnesi olduğunda
to'lu mastar bir adı nitelerken, o ad özgün tümcede ilgecin nesnesi yerindeyse ilgeç to'lu mastardan sonra olduğu gibi bırakılmalıdır. Özgün tümcede (live in a house) öne çıkan adın (a house) yeri boş kaldığı için, o yeri doldurmak üzere in ilgeci tümcenin sonunda kalır.
| Özgün tümce | Ad öbeği biçimi | Anlam |
|---|---|---|
| live in a house | a house to live in | yaşanacak ev |
| talk to a friend | a friend to talk to | konuşulacak arkadaş |
| write with a pen | a pen to write with | yazılacak kalem |
| sit on a chair | a chair to sit on | oturulacak sandalye |
- I need a knife to cut with. (Kesecek bir bıçağa gereksinimim var.)
- She has no one to depend on. (Güvenip dayanacağı kimsesi yok.)
- We need a place to stay at. (Kalacak bir yere gereksinimimiz var.)
- Do you have any paper to write on? (Üzerine yazacak kâğıdınız var mı?)
B. Başlıca bileşimler — sık kullanılan biçimler
Konuşmada ve sınavda sık karşımıza çıkan bileşimleri olduğu gibi belleğe almak, gerçek kullanımda en güvenli yoldur. Her bileşim ad + to + fiil + ilgeç sırasını korur ve ilgeç düşerse tümce kurulmaz.
| Bileşim | Bağlam | Anlam |
|---|---|---|
| a house to live in | Barınma | yaşanacak ev |
| a friend to talk to | Konuşma arkadaşı | konuşulacak arkadaş |
| a pen to write with | Yazı gereci | yazılacak kalem |
| a chair to sit on | Oturacak yer | oturulacak sandalye |
| someone to play with | Oyun arkadaşı | birlikte oynanacak kişi |
| a topic to talk about | Konuşma konusu | üzerine konuşulacak konu |
| something to worry about | Tasa konusu | kaygılanılacak şey |
- Kids need someone to play with. (Çocukların birlikte oynayacağı biri gerekir.)
- We need a topic to talk about tonight. (Bu gece konuşacak bir konuya gereksinimimiz var.)
- There's nothing to worry about. (Kaygılanacak bir şey yok.)
- She was looking for a bench to sit on. (Oturacak bir sıra arıyordu.)
C. Özgün tümceye geri götürüp doğrulamak
Hangi ilgecin gerektiğini karıştırdığınızda, ad öbeğini özgün tümceye geri götürüp o fiilin hangi ilgeçle uyuştuğunu doğrulamanız yeter. to'lu mastardan sonraki ilgeci asla atlamayın ilkesini aklınızda tutun ve özgün tümce sınamasını alışkanlık hâline getirin.
| Ad öbeği | Özgün tümce | Gereken ilgeç |
|---|---|---|
| a pen to write with | I write with a pen. | with |
| a chair to sit on | I sit on a chair. | on |
| a friend to talk to | I talk to a friend. | to |
| a topic to write about | I write about a topic. | about |
| a knife to cut with | I cut with a knife. | with |
- I need a friend to talk to. (Konuşacak bir arkadaşa gereksinimim var.)
- We need a place to stay at. (Kalacak bir yere gereksinimimiz var.)
- Give me something to write with. (Bana yazacak bir şey verin.)
- There are many things to think about. (Üzerinde düşünülecek çok şey var.)
Önemli noktalar
- 1to'lu mastar bir adı arkadan nitelerken, o ad özgün tümcede ilgecin nesnesiyse ilgeç to'lu mastardan sonra mutlaka kalır — bu ünitenin özü budur. (Örnek: a house to live in, a friend to talk to.)
- 2Gereken ilgeci karıştırdığınızda ad öbeğini özgün tümceye geri götürüp doğrulama alışkanlığını edinin. (Örnek: I sit on a chair → a chair to sit on.)
- 3Türkçeye çevirirken ilgeç çoğu kez kendiliğinden yok olduğu için Türkçeden İngilizceye geçerken bu noktada yanlış çok yapılır; dikkat edin. (Örnek: 'oturulacak sandalye' anlatımında 'üstünde' geçmez ama İngilizcede on mutlaka gerekir.)
- 4someone·nothing·something gibi adılların ve belirsiz sıfatların ardından gelen bileşimlerde de kural bütünüyle aynıdır. (Örnek: something to write with.)
- 5be fiiliyle kullanılan sıfatların (good·nice·easy·difficult gibi) ardında da aynı kural işler. (Örnek: He is a nice person to work with.)