Geçmiş zamanlı varsayım
Geçmiş zamanlı varsayım 'If + özne + geçmiş zamanlı fiil, özne + would/could/might + to'suz mastar' kalıbıyla kurulur; şu anki gerçeğin tersi olan bir durumu hayal ederek anlatmaya yarar.
Açıklama
Geçmiş zamanlı varsayım 'If + özne + geçmiş zamanlı fiil, özne + would/could/might + to'suz mastar' kalıbıyla kurulur; şu anki gerçeğin tersi olan bir durumu hayal ederek anlatmaya yarar.
A. Yapı: If + geçmiş, would/could/might + to'suz mastar
Bu yapı, if tümcesinde geçmiş zamanı, temel tümcede would/could/might + to'suz mastarı eşleştiren çift katmanlı bir kuruluştur. If + geçmiş fiil, would/could + to'suz mastar kalıbını olduğu gibi öğrenin.
| Kuruluş | Anlam tonu | Örnek |
|---|---|---|
| If + geçmiş, would + to'suz mastar | yapardım / öyle olurdu | If I had time, I would travel. |
| If + geçmiş, could + to'suz mastar | yapabilirdim | If I knew French, I could help. |
| If + geçmiş, might + to'suz mastar | belki öyle olurdu | If she asked, he might agree. |
- If I lived in Paris, I would visit the Louvre often. (Paris'te yaşasam Louvre'a sık sık giderdim.)
- If we had a bigger house, we could invite more friends. (Daha büyük bir evimiz olsa daha çok arkadaş çağırabilirdik.)
- If you asked her nicely, she might say yes. (Ondan kibarca rica etseniz belki kabul ederdi.)
- If I spoke Japanese, I would work in Tokyo. (Japonca bilsem Tokyo'da çalışırdım.)
B. be fiili her kişide were olur
Bu yapıda be fiili kişiye bakılmaksızın were olur; ilke budur ve 'If I were you' kalıplaşmış bir söz gibi çok sık kullanılır. Konuşma dilinde was da duyulur ama resmî dilde ve sınavlarda mutlaka were yazılır.
| Özne | İlke (resmî) | Konuşmada | Örnek |
|---|---|---|---|
| I | were | was | If I were you, ... |
| he / she / it | were | was | If she were here, ... |
| we / you / they | were | were | If they were kind, ... |
- If I were taller, I could reach that shelf. (Daha uzun olsam o rafa uzanabilirdim.)
- If he were more careful, he wouldn't make mistakes. (Daha dikkatli olsa hata yapmazdı.)
- If the weather were nicer, we would go for a walk. (Hava daha güzel olsa yürüyüşe çıkardık.)
- If I were in your position, I would take the job. (Sizin yerinizde olsam o işi kabul ederdim.)
C. Anlam: şimdiki gerçeğin tersi
Bu yapı zaman olarak geçmişi kullanır ama gerçekte 'şu an'ı anlatır; tümcenin ardında '(gerçekte tam tersi)' örtük anlamı saklı durur. Dileği, pişmanlığı, öğüdü ve kibar ricayı yumuşatarak iletmek için çok kullanılır.
| Anlam tonu | Örnek | Örtük anlam |
|---|---|---|
| dilek | If I had a car, I would drive there. | şu an araba yok |
| pişmanlık | If I knew the answer, I would tell you. | şu an bilmiyor |
| öğüt | If I were you, I wouldn't quit. | ben siz değilim |
| kibar rica | If you had a minute, could you help me? | şu an vakti olmayabilir |
| hayal (gerçeğin tersi) | If I were a bird, I would fly everywhere. | gerçekte kuş değil |
| hayal (olmayan yetenek) | If I had her talent, I could become a singer. | gerçekte o yetenek yok |
- If I were a bird, I would fly everywhere. (Kuş olsam her yere uçardım.)
- If I had her talent, I could become a singer. (Onun yeteneği bende olsa şarkıcı olabilirdim.)
- If I were you, I would talk to her honestly. (Sizin yerinizde olsam onunla açık açık konuşurdum.)
- If you had a moment, could you check this? (Bir dakikanız olsa şuna bakabilir misiniz?)
Önemli noktalar
- 1Bu varsayım yapısında kullanılan zaman geçmiştir ama gerçekte gösterilen an 'şu an'dır; şimdiki gerçeğin tersi bir durum hayal edilir. (Örnek: If I had time, I would go.)
- 2Bu yapıda be fiili kişiye bakılmaksızın were olur; ilke budur. (Örnek: If I were you, ...)
- 3Temel tümcede would·could·might arasından anlam tonuna göre biri seçilir ve ardından mutlaka to'suz mastar gelir; biçimin özü budur. (Örnek: I would buy / could buy / might buy)
- 4'If I were you, ...' konuşmada çok sık geçen kalıplaşmış bir öğüt sözüdür, bunu olduğu gibi öğrenin. (Örnek: If I were you, I would apologize.)
- 5Bu yapının if tümcesinde asla would ya da will kullanılmaz, yalnızca geçmiş zaman kullanılır; kural budur. (Örnek: If I had time, ...)