-ing ad biçimi - kalıp ifadeler
-ing ad biçimi belirli ifadelerle birleşerek kalıp ifadeler kurar; be busy -ing, can't help -ing, feel like -ing, it's no use -ing, look forward to -ing, be worth -ing bunların başlıcalarıdır.
Açıklama
-ing ad biçimi belirli ifadelerle birleşerek kalıp ifadeler kurar; be busy -ing, can't help -ing, feel like -ing, it's no use -ing, look forward to -ing, be worth -ing bunların başlıcalarıdır. Kural çıkarmak yerine bütün olarak ezberlemek kullanımda daha pratiktir.
A. Konuşma kalıpları — be busy·can't help·feel like
be busy -ing 'yapmakla meşgul olmak', can't help -ing 'yapmadan edememek', feel like -ing 'canı yapmak istemek' demektir ve konuşmada çok sık görülür. Ardından mutlaka -ing ad biçimi (fiil + -ing) gelir.
| İfade | Anlamı | Örnek |
|---|---|---|
| be busy -ing | yapmakla meşgul olmak | She is busy working on her report. |
| can't help -ing | yapmadan edememek | I can't help worrying about him. |
| feel like -ing | canı yapmak istemek | I feel like taking a walk. |
- He was busy cooking dinner when I called. (Ben aradığımda o akşam yemeği pişirmekle meşguldü.)
- She couldn't help crying at the movie. (O, filmde ağlamadan edemedi.)
- Do you feel like going out tonight? (Bu gece dışarı çıkmak ister misiniz?)
B. Boşuna — it's no use·it's no good·there's no point in
it's no use -ing / it's no good -ing 'yapsan da bir yararı yok' demektir ve ardından mutlaka -ing ad biçimi gelir. İki ifade neredeyse aynı anlamdadır ve birbirinin yerine kullanılabilir.
| İfade | Anlamı | Örnek |
|---|---|---|
| it's no use -ing | yapsan da bir yararı yok | It's no use arguing with him. |
| it's no good -ing | yapsan da bir yararı yok | It's no good asking her. |
| there's no point in -ing | yapmanın bir anlamı yok | There's no point in waiting longer. |
- It's no use complaining now. (Şimdi yakınmanın bir yararı yok.)
- It's no good pretending you don't know. (Bilmiyormuş gibi yapmanın bir yararı yok.)
- There's no point in calling him again. (Onu yeniden aramanın bir anlamı yok.)
- It was no use trying to change his mind. (Onun fikrini değiştirmeye çalışmanın bir yararı yoktu.)
C. to ilgeçse — look forward to·be worth·on -ing vb.
look forward to ifadesindeki to, to'lu mastarın to'su değil bir ilgeç olduğu için ardından mutlaka -ing ad biçimi (fiil + -ing) kullanılır. look forward to + -ing (to = ilgeç) kalıbını bütün olarak öğrenin.
| İfade | Anlamı | Örnek |
|---|---|---|
| look forward to -ing | yapmayı iple çekmek | I look forward to hearing from you. |
| be worth -ing | yapmaya değer olmak | This book is worth reading. |
| on -ing | yapar yapmaz | On arriving, he called me. |
| be used to -ing | yapmaya alışkın olmak | I'm used to working late. |
| object to -ing | yapılmasına karşı çıkmak | She objects to smoking indoors. |
| when it comes to -ing | yapmaya gelince | When it comes to cooking, he's an expert. |
- I'm looking forward to meeting you next week. (Gelecek hafta sizinle tanışmayı iple çekiyorum.)
- This movie is worth watching twice. (Bu film iki kez izlemeye değer.)
- On hearing the news, she burst into tears. (Haberi duyar duymaz gözyaşlarına boğuldu.)
- He is used to speaking in public. (O, topluluk önünde konuşmaya alışkındır.)
Önemli noktalar
- 1be busy·can't help·feel like ardından mutlaka -ing ad biçimi (fiil + -ing) gelir ve bunlar konuşmada çok sık kullanılır. (Örnek: I feel like taking a nap.)
- 2it's no use -ing / it's no good -ing 'yapsan da bir yararı yok' demektir ve birbirinin yerine kullanılabilir. (Örnek: It's no use arguing. / It's no good arguing.)
- 3look forward to·be used to·object to·when it comes to ifadelerindeki to bir ilgeç olduğu için ardından mutlaka -ing ad biçimi gelir. (Örnek: I look forward to meeting you.)
- 4be worth -ing 'yapmaya değer olmak' demektir ve ardından to'lu mastar gelmez. (Örnek: This book is worth reading.)
- 5on -ing, as soon as yan tümcesiyle aynı anlama gelip 'yapar yapmaz' demektir ve yazı dilinde·resmî dilde sık kullanılır. (Örnek: On arriving, he called me.)