with + ad(ıl) + ortaç
with sözcüğünden sonra bir ad(ıl) konup ardına ortaç eklenirse '…-mış hâlde' anlamındaki eşlik eden durum anlatılır.
Açıklama
with sözcüğünden sonra bir ad(ıl) konup ardına ortaç eklenirse '…-mış hâlde' anlamındaki eşlik eden durum anlatılır. Ad(ıl) ile ortaç arasındaki ilişki etkense şimdiki zaman ortacı(-ing), edilgense geçmiş zaman ortacı(p.p.) kullanılır.
A. Eşlik eden durum with'i — '…-mış hâlde'
with + ad(ıl) + ortaç yapısı, asıl eyleme eşlik eden durumu·havayı birlikte betimler. Kalıbı şöyledir: with + ad(ıl) + ortaç = …-mış hâlde.
| Kuruluş | Biçim | Anlam |
|---|---|---|
| with + ad + şimdiki zaman ortacı | with N + -ing | ad etken biçimde …-erek |
| with + ad + geçmiş zaman ortacı | with N + p.p. | ad …-mış hâlde (edilgen) |
| with + ad + sıfat/ilgeç öbeği | with N + sıfat/zarf öbeği | ad … durumdayken |
- He fell asleep with the TV on. (Televizyon açık hâlde uyuyakaldı.)
- She was standing with a book in her hand. (Elinde bir kitapla ayakta duruyordu.)
- I studied with the window open. (Pencere açık hâlde ders çalıştım.)
B. with + ad(ıl) + -ing ortacı — etken ilişki
Ad(ıl) o eylemi kendisi yapıyorsa, yani etken ilişki varsa şimdiki zaman ortacı(-ing) kullanılır. 'saçların uçuşması', 'gözyaşlarının akması', 'kalbin çarpması' gibi ad(ıl)ın özne olduğu eylemlerdir.
| Ad | Ortaç (etken) | Anlam |
|---|---|---|
| her hair | blowing | saçlar uçuşurken |
| tears | running down her face | gözyaşları yüzünden akarken |
| his heart | pounding | kalbi çarparken |
| the dog | barking loudly | köpek yüksek sesle havlarken |
- She stood there with tears running down her cheeks. (Gözyaşları yanaklarından akarken orada duruyordu.)
- He waited with his heart pounding. (Kalbi çarparak bekledi.)
- I couldn't concentrate with the dog barking outside. (Dışarıda köpek havlarken odaklanamadım.)
C. with + ad(ıl) + p.p. — edilgen ilişki
Ad(ıl) bir eyleme uğruyorsa ya da zaten o durumda bulunuyorsa, yani edilgen ilişki varsa geçmiş zaman ortacı(p.p.) kullanılır. 'gözlerin kapalı olması', 'kolların kavuşturulması', 'kapının kilitli olması' gibi ad(ıl)ın eylemi üstlenen taraf olduğu durumlardır.
| Ad | Ortaç (edilgen) | Anlam |
|---|---|---|
| his eyes | closed | gözleri kapalıyken |
| her arms | folded | kolları kavuşturulmuşken |
| the door | locked | kapı kilitliyken |
| his legs | crossed | bacakları üst üste atılmışken |
- He was sitting with his arms folded. (Kolları kavuşturulmuş hâlde oturuyordu.)
- She left the house with the door unlocked. (Kapı kilitlenmemiş hâlde evden çıktı.)
- The professor listened with his eyes closed. (Profesör gözleri kapalı hâlde dinliyordu.)
- I can't work with my phone turned off. (Telefonum kapatılmış hâlde çalışamıyorum.)
Önemli noktalar
- 1with + ad(ıl) + ortaç yapısı, asıl tümceye eşlik eden durum ekleyerek '…-mış hâlde' anlamını kurar. (Örnek: She sat with her legs crossed.)
- 2Ad(ıl) ile ortaç arasındaki ilişki etkense şimdiki zaman ortacı(-ing), edilgense geçmiş zaman ortacı(p.p.) biçim seçiminin tek ölçütüdür. (Örnek: with her hair blowing vs with his eyes closed)
- 3Ortaç yerine sıfat·ilgeç öbeği·zarf gelen with + ad(ıl) + durum yapısı da doğal biçimde kullanılır. (Örnek: with the door open, with a book in her hand)
- 4Bu yapı zarf öbeği gibi kullanıldığı için tümcenin başında, ortasında ya da sonunda yer alabilir.
- 5Türkçedeki '…-mış hâlde / …-erek' anlatımı with + ad(ıl) + ortaç ile karşılanır.